18/08/2026
Hasan Marangoz yazdı…
DİSPOZOFOBİ
Yazı başlığı biraz zor okunuyor, farkındayım. Aslında hepinizin iyi bildiği bir konu yani psikoloji bilimine göre biriktirme hastalığı.
Arada bir haberlere çıkan çöp evler konusu var ya tam olarak o durum. Çöpünü bile atmaya kıyamamak. Belediyelerin o çöp evlere girip bir kamyon dolusu çöp boşaltması.
Dikkat ederseniz genellikle yaşlı insanlarda görülen bir durum. Konu çöp biriktirmek gibi görünse de öyle değildir. Yani evdeki çöpü atmaya gücü yetmemek, fiziksel yorgunluk, yalnız yaşama gibi durumlar değil. Bilinçli olarak yapılan bir davranış biçimi.
Hepimizde var olan bir dürtü, atmaya eli varmamak. Evlerimizin kıyısında köşesinde yıllarca duran ıvır zıvırları belki bir gün lazım olur diye saklamak.
Bir daha asla kullanamayacağımız eski şarj aletleri, bir kavanoz içinde biriktirdiğimiz paslanmış çiviler, vidalar, somunlar nereden çıktığını unuttuğumuz küçük parçalar.
Gelelim gardıroplara, hiç kullanmadığımız halde yıllarca asılı duran giysilerimiz. Baza altına tıkıştırılmış rengi solmuş, eprimiş, yıpranmış bir yığın giysi en yenisi en az on yıllık... Atmaya neden kıyamıyoruz?
Ayakkabılar, terlikler, giyilmesi mümkün değil ama raflarda hâlen duruyor hepsi.
Belki bir gün lazım olur. İhtiyat akçesi gibi onlar. Atılamaz, kıyılamaz bir çöp konteyneri yanında terk edilen, sahipsiz bırakılan kedi köpek gibi. Tuhaf bir duygusal bağ vardır aramızda o eski eşyalarla. Atsan atılmaz, satsan satılmaz misali.
İnsan psikolojisi işte sonuçta, akla gelmedik sonuçlara neden oluyor. Eskilerden vaz geçememek. Gerçekten nasıl bir duygudur bu.
Bizim evde eskilerden kurtulma günü vardır. Eşimle birlikte her çekmecede, her dolapta işimize yaramayan, ayakkabılardan giysilere kadar ne var ne yoksa o battal boy siyah çöp torbalarına doldurulup çöpün yanına bırakırız. Birileri alacaktır mutlaka. Zaten ne demişler birinin çöpü bir başkasının hazinesidir.
Çin Halk Cumhuriyeti Avrupa’nın çöpünü almayı bıraktı. Geriye dönüşüm, plastik akla gelen her şey. Geri dönüşüm maliyetli bir iş zaten çöpünü bile bedava vermiyor Avrupalı. Ülke Batı'nın çöplüğü olmuş durumda aynı zamanda doğunun da göçmen yuvası.
Neyse geçelim bunları, kullanmadığımız, işimize yaramayan ve var ne yoksa hepsini büyük bir siyah çöp torbasına atıp evde yer açmak gerekir, gelecek yeniler için. Ben her çöpü attıkça bir rahatlama hissi duyarım bir yükten, fazlalık ve gereksizlikten kurtulmuş olmanın hafifliği gibi.
Fakat başta söylediğim gibi bazıları da çöp biriktirmeye devam ediyor, evde oturacak yeri kalmayana kadar. Hatta bazıları var ki bu dertten mustarip olduğu halde farkında olmadan evdekiler yetmiyormuş gibi dışarıda bulduklarını da belki bir gün işime yarar diyerek toplamaya, biriktirmeye başlıyor.
Akla gelmedik şeyler, yollarda, çöplerin yanında buldukları atılmış ne varsa toplayıp evlerine götürüyorlar. Zaman ilerledikçe doğal olarak evde çöp koyacak yer kalmıyor.
Ne evdeki çöpü atıyorlar ne de biriken çöp yığınlarından rahatsız oluyorlar. Çöp yığını içinde kendilerini mutlu sanıyorlar. İşte biriktirme, istifçilik denen hastalık bu.
Fakat ister istemez komşuların kokudan, pislikten belediyelere yaptıkları şikayetler sonucunda ekiplerle birlikte gelen bir kamyon, o çöp evi temizleyip, sakinini de tedavi için bir yere aldıktan sonra mahallede sorun kalmıyor.
Fazlalık olan, kullanmadığınız hangi öteberi varsa atın, atın gitsin. Farkında olmadan geçmişin yükünden kurtulmuş olmanın hafifliğini gerçekten hissedeceksiniz. Eskilerden kurtulup yenilere yer açmak gerekir!